Header Ads

Ahmet Semih Tulay - Antik Öyküler

Kültürlerin kesintisiz olarak birbirini izlediği Anadolu’da bugünkü yaşamımızda geçmişten izler bulmak olasıdır. Günümüzde kimi antik deyimler hala kullanıyor, kimi öyküler hala dilden dile dolaşıyorsa bu kültürel zenginliğimizin göstergesidir. Büyüklerimizden dinlediğimiz çoğu masallar, bu topraklarda doğmuş mitolojik ya da yaşanmış öykülerdir. Yani en az dört bin yıllıktır. Çoğunlukla insan, hayvan sevgisiyle dolu barışçıl ve ders alınacak öykülerdir bunlar. Anadolu öykülerinde sevgi vardır, dostluk vardır, sevecenlik vardır. Öteki ulusların öykülerindeki gibi kan dökücülük öç alma duyguları yoktur.

Antik Çağ’ın en büyük ozanları bu topraklarda yetişmiş, en güzel yazın eserleri Anadolu’da yazılmıştır. Batılıların kendilerini bağlamak için olağanüstü bir çaba gösterdikleri Hellen uygarlığı, aslında Yunanistan’da değil, Anadolu’da doğmuştur. Klasik Mitoloji’nin (ki kimileri buna Yunan Mitolojisi derler ama ben Klasik Mitoloji demeyi yeğliyorum.) en güzel öyküleri kıraç ve kayalık Yunanistan’da değil de yeşille mavinin sarmaş dolaş olduğu Batı Anadolu kıyılarında yaratılmıştır. Kaldı ki kayalığın nesine vurulup öykü yaratılacaktır ki? Atina, Girit bir de Rodos’u saymayın geriye doğru düzgün öykü kalmaz. Zaten üçünün öykü toplamı Efes ile Milet’in toplamı kadar etmez. Sonra siz bakmayın onların Yunanlılaştırma özlemlerine. Atina, MÖ 5. yy’da karanlıklar içindeyken, kadınlar ikinci sınıf insan olarak görülürken Anadolu’da kadınlar hemen her konuda söz sahibi idiler. Onlar felsefeyle uğraşıyor (Miletli Aspasia), şiir yazıyor (Lesboslu Sappho), amirallik yapıyor, ülke yönetiyorlardı (Halikarnassoslu Artemisia kardeşler). Işıklı Batı Anadolu yani Ege bilim ve kültür merkezi idi. Atina’nın alfabesi bile yokken, her şeyi tanrılara bağlıyorlarken Anadolulu bilginler tanrının tek olduğunu, göksel olayların tanrıların işi olmadığını söylüyorlardı. Bu topraklardan dünyaya bilgi ve ışık saçan ünlüler vardı. Antik Çağ’ın yedi bilge kişisinden üçü Prieneli Bias, Miletli Thales ve Lesboslu tyran Pittakos Egeli’dir. Antik dünyanın başyapıtlarından sayılan Theogonia’ın yazarı Kymeli Hesiodos, kent plancısı Miletli Hippodamos, Amoriumlu bilge Ezop, tüm zamanların en büyük ozanı Smyrnalı Homeros, tarihin babası Halikarnassoslu Herodotos, ozan Alkaios, Atina’daki Platon’un Akademiası’nın başına geçen Pitaneli Arkesilaos ve daha onlarcası Anatolia yani “güneşin doğduğu yer” adı verilen ve gerçekten bir güneş gibi parlayan bu toprakların çocuklarıdır. Onlar dünyaya uygarlığı öğretenlerdir. Bu nedenle en güzel öykülerin bu topraklardan çıkmasını çok fazla yadsımamak gerekir.

UYARI! Bu sayfada yer alan e-kitaplar tanıtım amaçlıdır. Yasal olarak indirmiş olduğunuz dosyanın 24 saat içersinde silinmesi gerekmektedir; silinmemesi durumunda tüm sorumluluk size aittir.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.