Header Ads

Yalçın Küçük - Quo Vadimus, Nereye Gidiyoruz

Yıl 1985’ in Ağustos ayı. Üniversite ikinci sınıfı bitirmiş bir iktisat öğrencisiyim. Yalçın Küçük’ ün Quo Vadimus kitabını gördüm kitapçının rafında. İsim oldukça ilginç. Aldım kitabı. Beklentim İktisat ile ilgili, teoriler, optimumlar, homo economicus lar, kanunlar, yaklaşımlar, argümanlar en çok ta varsayımlar idi ama bunlardan daha çok daha çok felsefe vardı.
‘’İktisadı Sevmek’’ adlı ilk bölümü okuyunca değil iktisadı sevmek aksine nefret ediyordunuz. Hiç fakültede ki hocalara benzemiyordu. Adam iktisada kafa tutuyor, iktisadı ve iktisatçıyı yerin dibine sokuyor, tanıdığımız, bildiğimiz popüler İktisatçıları yerden yere vuruyordu.
İtiraf ediyorum korktum. Biraz daha okursam fakülteyi ciddi ciddi terkedebilirdim... O nedenle kitabı yarım bırakmayı tercih ettim. Sonra ki yıllarda Yalçın Küçük’ ün bazı kitaplarını okudum; nasıl marjinal olduğunu, hayata nasıl farklı baktığını, fikirlerini beğenir ya da beğenmessiniz fakat felsefi bir yanı olduğunu kabul etmek gerektiğini anladım ama asla Qua Vadimus’ u bir daha elime almadım bu yıla kadar.
Bunca yıldan sonra bir kez daha şansımı denemek istedim. okumaya karar verdim ve bu sefer başardım bitirdim.
Kitabın konusu hakkında şunu diyebilirim ‘’IMF programları ve askeri darbeler arasında ki sıkı bağ temelinden yola çıkıyor Yalçın Küçük ve bu bağlamda özellikle 1962 ve 1976 yılları arasında ki Türkiye ekonomisinin genel görünümünü yer yer tablolar ve grafikler yoluyla anlatıyor. Dönemin hükümetlerine yakın bazı iktisatçıları ve bazı gazetecileri ölümüne eleştiriyor
Türkiye pratiğinden yola çıkarak dünya ve Türkiye’ de iktisat olgusunun dinamiğini çözümlemeye çalışıyor. Çalışıyor diyorum yer yer kendisine katılmadığım ekonomik görüşler var çünkü. Bilim hakkında ki görüşlerini açıklıyor uzun uzun. O’ na göre kolay okunan hatta İktisat bilgisi olmayan bir okurun bile kolay okuyacağı bir kitap olduğunu belirtiyor sık sık ama hiç öyle değil. İktisat bilgisi olmayan ya da iktisada ilgisi olmayan birinin kolay kolay altından kalkabileceği bir kitap değil.
7 bölümden oluşuyor kitap ve her bölümün başlangıcında iktisadi çözümlemelerden önce felsefi yaklaşımlar var. Ben iktisadi yaklaşımlardan çok felsefi yaklaşımları daha gerçekçi buldum. O nedenle o bölümleri daha keyifle okudum diyebilirim.
Kitabın sonunda Aziz Nesin’ in kitap ve Yalçın Küçük hakkında ki eleştirisi var. Özellikle bilimin tanımı ve kapsamı hakkında ki fikir ayrılıklarını okumak keyifli.
Evet bir çok ekonomik yaklaşım da ters düşsem de, yıllar önce beni korkutan iktisada bakış açısını bu kez sonuna kadar destekliyorum ve keşke o zaman kitabı sonuna kadar okusaydım. Okulu terk ederdim belki kim bilir fena da olmazdı hani.

UYARI! Bu sayfada yer alan e-kitaplar tanıtım amaçlıdır. Yasal olarak indirmiş olduğunuz dosyanın 24 saat içersinde silinmesi gerekmektedir; silinmemesi durumunda tüm sorumluluk size aittir.

1 yorum:

Blogger tarafından desteklenmektedir.