Header Ads

Isaac Asimov - Kullanilamayacak Kadar Korkunc Bir Silah

Karl Frantor manzaranın iç sıkıcı olduğunu düşündü. Alçak bulutlardan hiç dinmeyen bir yağmur yağıyordu. Etrafta çirkin, kızılımsı kahverengi bitkiler her yana doğru göz alabildiğine uzanmaktaydı. Arada sırada bir Seksek Kuşu çılgın gibi tepelerinde kanat çırpıyor, uzaklaşırken de şikâyet edercesine çığlıklar atıyordu.
Karl dönüp Aphrodopolis'in küçücük kubbesine baktı. Venüs'teki en büyük kentti bu.
Adam, «Tanrım,» diye söylendi. «O kubbe bile buradan daha iyi.» Kauçukla kaplanmış bir kumaştan yapılmış olan paltosuna daha sıkı sarıldı. «Tekrar kendi Dünyama dönmek beni çok sevindirecek.»
Ufak tefek bir Venüs'lü olan Antil'e döndü. «Harabelere ne zaman erişeceğiz, Antil?»
Venüs'lü cevap vermedi. Karl, Antil'in kırışık, yeşil yanağından kayan gözyaşını farketti. Venüs'lünün bir lemürünkine benzeyen iri gözlerinde yaşlar ışıldıyordu. Antil'in yumuşak bakışlı gözleri inanılmayacak kadar güzeldi. Dünyalının sesi yumuşadı. «Affedersin, Antil. Venüs'ü yermek istemedim.»
Antil yeşil suratını Karl'a doğru çevirdi. «Sorun bu değil dostum. Yabancı bir gezegende beğenecek fazla şey bulamaman doğal. Ama ben Venüs'ü seviyorum. Ağlamamın nedeni de gezegenimin güzelliğinin beni etkilemesi.» Antil rahat konuşuyorsa da ses telleri sert dillere alışık olmadıkları için kelimeler biraz çarpılıyordu. Venüs'lü konuşmasını sürdürdü. «Bunun sana garip geldiğini biliyorum. Durumu anlayamayabilirsin, ama Venüs benim için bir cennet. Altın gibi değerli gezegen. Ona olan duygularımı sana hiçbir şekilde anlatamam.»

UYARI! Bu sayfada yer alan e-kitaplar tanıtım amaçlıdır. Yasal olarak indirmiş olduğunuz dosyanın 24 saat içersinde silinmesi gerekmektedir; silinmemesi durumunda tüm sorumluluk size aittir.

1 yorum:

Blogger tarafından desteklenmektedir.