Araç çubuğuna atla

Val McDermid – Kandaki Tel

Kaybolan genç kızlar.Herkes onların evden kaçarak büyük şehrin çarklarına kapıldıklarını düşünüyordu. Çekici tavırlarının altında şeytani ve hastalıklı bir zihin taşıyan katilleri de dahil, toplumun göz ardı edebileceği kayıplar iz bırakmadan yok oluyordu. Ölümleri arasında hiçbir bağlantı görünmüyordu…

Val McDermid – Deniz Kızları Şarkı Söylüyor

İngiltere’nin Bradfield kentinde bir “dizi cinayet katili” serbestçe dolaşmaktadır.

Dört adam vahşice, ağır işkencelerden geçirilerek öldürülmüştür. Dört kurbanı da görünüşte birbirine bağlayan hiçbir şey yoktur… bedenlerindeki tuhaf işkence izleri dışında.
Korkunun pençesinde bekleyen kentte artık hiçbir erkek kendini güvencede hissetmemektedir. Çaresiz kalan Bradfield Polis Teşkilatı, katilin “profil”ini çıkarması için klinik psikolog Tony Hill’in yardımına başvurur. Dedektif Carol Jordan’la birlikte çalışacak olan Hill, bir yandan da özel yaşamındaki sorunlarla boğuşmaktadır.
İkili, son derece zeki bir katilin karşısında hayatta kalmak için iradenin ve aklın çarpıştığı tehlikeli bir oyuna girer.

Julia Navarro – Tabletteki Sır

Michelangelo’nun yapıtı “Pieta”nın önünde bile durmadı. Oysa en çok etkilendiği sanat eseriydi. Kısa bir duraksamadan sonra, günah çıkarma hücresine yöneldi. Sandalyeye oturur oturmaz “Aziz Peder” diye başladı söze.
Yoğun tütsü kokusuna karışan bu fısıltı, bildik bir sahnenin habercisiydi. Vicdan azabı içindeki bir ruh, af dileyecekti.
Ancak adam cümlesini tamamladığında, binlerce yıllık tutkularda, yarım kalmış hesaplaşmalarda ve insan hırsının en sapkın hallerinde gezinen kanlı bir macerayı da başlatmış oldu:
Bir adamı öldüreceğim. Tanrı beni bağışlasın…

Julia Navarro – Kutsal Kefen

Tarihsel gerçeklere dayalı, hayal gücüyle beslenmiş, gerilim yüklü, eşsiz bir roman!
Urfa’yı bu Anadolu şehrini İtalya-İspanya-Portekiz-Amerika hattına bağlayan iki bin yıllık sır ne? İsa’nın Kefeni’nin saklandığı Torino Katedrali çerçevesinde dolaşan dilleri kesilmiş adamlar hangi sırrı susuyor? Ekonomik sıkıntı içindeki imparator Konstantinapolis’te Tapınak şövalyeleriyle neyin pazarlığını yapıyor? Dünyanın tepesindeki yedi adamın, kaygılı yüzlerle ve fısıldaşarak konuştukları ne?

Justin Cronin – Hiçlikten Gelen Kız – 2 – On İki

Hiçlikten Gelen Kız üçlemesinin ikinci kitabı…

On İki, soluk soluğa okunan, temposu hiç düşmeyen destansı bir roman…

Amerikan ordusunun yürüttüğü Nuh Projesi korkunç bir felaketle sonuçlanmıştır. İnsanlık virallerin hüküm sürdüğü vahşi bir dünyada var olma mücadelesini sürdürmektedir.

Projeye dahil edilen 12 denekten yayılmış virüsü durdurmanın tek yolu, onları bulup ortadan kaldırmaktır. On İki’yi yok etmek, takipçilerini de yok etmek anlamına gelecektir. Birbirlerinden kopmalarından beş yıl sonra Hiçlikten Gelen Kız Amy, Peter, Alicia, Michael, Hollis ve diğerleri yeni, acımasız bir düzenin kurulduğu karanlık bir dünyada güçlerini birleştirip On İki’yi alt etmeye çalışacaklardır.

On İki, Hiçlikten Gelen Kız’dan bile daha iyi.
The Plain Dealer

Çok heyecanlı… Cronin usta işi mitolojisine yeni, tekinsiz öğeler ekliyor. Büyüleyici, duygusal ve eğlenceli.
The San Diego Union-Tribune

Cronin iki farklı düzeyi tutturan ender yazarlardan… İncelikle işlenmiş edebi kurguyu soluk soluğa heyecanla harmanlıyor.
Fort Worth Star-Telegram

Elinizden bırakamayacaksınız.
San Francisco Chronicle

Justin Cronin – Hiçlikten Gelen Kız

Muazzam bir hayal gücüyle harmanlanmış, büyüleyici ve eğlenceli bir hikâye. Hiçlikten Gelen Kız’dan 15 sayfa okuyun ve hikâye sizi alıp götürsün. 30. sayfaya geldiğinizde kitap sizi esir alacak ve gece yarılarına kadar elinizden bırakamayacaksınız.
Stephen King

Stephen King müptelası okurlar için bir çırpıda okunacak bir yapıt. Justin Cronin’in virüs gibi yayılan ölmeyenlerinin hikâyesi tam onlara göre.
The Independent

Cronin’in göz dolduran kalın romanı klişeleri aşıyor ve hararetle okunacak bir kıyamet-sonrası vampir hikâyesi sunuyor bize.
The Guardian

Nuh Projesi: ABD ordusunun elindeki büyük güç.
İnsanların yaşlanmasını yavaşlatacak bilimsel bir proje.
Virüsün enjekte edildiği 12 idam mahkûmu…
Sonuncu ve en önemli denek: 6 yaşında, sahipsiz bir kız, Amy Bellafonte…
Kanlı bir savaş sonrasında denekler laboratuvardan kaçar.

Son derece güçlü, vampire benzeyen bu yaratıklar müthiş bir açlıkla, insanlığın sonunu getirebilecek virüsün dünyaya yayılmasına yol açar.

Çehresi tamamen değişmiş dünyada yaşamlarını devam ettirmeye çalışan insanları büyük bir mücadele beklemektedir. Bu geceden sağ kurtulan Amy, kendisine inanan ve destekleyen bir grup insanla uzun yıllara ve geniş bir coğrafyaya uzanan destansı, soluk kesen bir yolculuğa çıkacak ve kurtuluşa giden yolda anahtar kişi olacaktır.

Justin Cronin’in epik üçlemesinin bu ilk kitabı müthiş bir okuma serüveni vaat ediyor.

Lisa Gardner – Affet Ama Unutma

Acının bir tadı vardır. Önemli olan, tadının size nasıl geldiğidir.
Mutluluklarına herkesin gıpta ettiği varlıklı ve saygın bir aile…
Kusursuz ve sorunsuz devam eden görkemli bir hayat…
Ta ki, ailenin tamamı kimliği belirsiz kişilerce, arkalarında iz bırakmadan kaçırılıncaya dek.

Bildiğim tek şey ise, acının en kötüsünü henüz tatmadığımız.
Özel Dedektif Tessa Leoni en karanlık sırların, en güzel maskelerin arkasına saklandığını mesleği gereği kendine sık sık hatırlatmaktadır. Denbe ailesinin kaçırılma vakasında da bu gerçekten yola çıkar. Dışarıdan bakıldığında mükemmel ve zararsız gibi görünen bu insanları kimin kaçırdığını öğrenmeye çalışırken, basit bir fidye olayından çok daha fazlası olduğunu ve Denbe’lerin zannettiği kadar kusursuz olmadıklarını anladığında işin rengi değişir. Araştırmalarını derinleştirdikçe de olayın içyüzünün tahmin edemeyeceği kadar akıl almaz sırlara dayandığını fark eder.

Diğer yandan, zaman aleyhine işlerken aile üyelerinin hayatta olup olmadıklarından emin olması ve onları bir an önce bulması gerekmektedir. Bunu çok geç olmadan başarabilirse tabii…

“Sevgi, sadakat, güven, aile… Tüm bu kavramların varlığının pamuk ipliğine bağlı olduğunu hatırlatan çarpıcı bir hikâye.”
Goodreads

“Polisiye-gerilim romanları denilince akla gelen ilk isimlerden olan Lisa Gardner’dan bir çırpıda, nefesinizi tutarak okuyacağınız sarsıcı bir aile dramı daha.”
Harlan Coben

“Tessa Leoni bir dedektif olarak bu kez kendisinin bile tahmin edemeyeceği kadar çetrefilli ve sır küpü bir olayın peşine düşüyor. Kesinlikle okunmayı hak eden bir gerilim romanı.”
Los Angeles Times

Lisa Gardner – Kızım İçin Son Kez

Tessa Leoni’nin evinde karşılaştığı manzara korkunçtur: gözlerinin önünde eşinin kanlar içinde yerde yatan cesedi ve hiç tanımadığı yabancı bir adam… Bir süre konuşamaz, öylece donup kalır… Kendine geldiğinde ise en sevdiği varlığı olan kızı Sophie’nin kaybolduğunu fark eder.

Akıl almaz bir cinayetten sıyrılmaya çalışan yalnız bir kadının küçük kızını ararken gösterdiği olağanüstü çaba muhteşem bir dille anlatılıyor. Kızım İçin Son Kez, Lisa Gardner’ın deneyimli kalemiyle polisiye severleri yeni bir heyecan dalgasına sürüklüyor.

“Kızım için Son Kez muhteşem bir hikâye, olağanüstü kahramanları bir araya getiren mükemmel bir harman.
Tüylerinizi diken diken ederken sizi kendine esir edecek.”
-Sandra Brown-

“Bu kitabı almak için yazarın adı bile yeterli: Lisa Gardner… Gerilim türünde bir mihenk taşı olan yazar yerini kolay kolay kimseye bırakmayacağa benziyor. Ve Kızım için Son Kez şüphesiz bugüne kadarki
en iyi kitabı.”
-Lee Child-

“Gerilim romanlarının Mozart’ından yürek burkan bir aile dramı daha… Sayfaları merakla çevirmekten kendinizi alamayacaksınız.”
-Tess Gerritsen-

“Usta bir kalem, kırılgan hikâyeler, gizemli karakterler…
Detaylara âşık bir romancı… Lisa Gardner yaşayan en iyi kadın gerilim yazarı olmaya aday.”
-Steve Berry-

Mario Mazzanti – Öldürmek İçin Mükemmel Bir Gün

Soğuk bir Kasım günü, İtalya’nın Lombardiya Bölgesi’ndeki küçük bir kasabada Senegal kökenli küçük bir kız çocuğu okula gitmek üzere evinden çıkar. İsmi Ami’dir ve bir daha hiç geri dönmez. Babası kızının kaybolduğuna dair ihbarda bulunduğu anda dur durak bilmeyen arama çalışmaları başlar. Soruşturmayı Komiser Sensi yürütmektedir. Üstünden üç ay geçen dramatik olay çözümsüz kalır. Böylece Komiser Sensi şöhretli bir kriminolog olan eski dostu Doktor Claps’i ziyaret etmeye karar verir. Claps daha konuşmanın başında bu buluşmanın gerçek sebebini anlar. Ami kaybolan tek kız çocuğu değildir ve ortada çözülemeyen başka benzer vakalar da vardır. Son üç yılda kimliği hiç belirlenememiş olan başka birçok küçük ceset bulunmuştur. Ve hepsi de katilin benzersiz imzasını taşımaktadır…

Mario Mazzanti – Şah Mat

Polisle satranç oynayan bir seri katil…

Suç psikiyatristi olarak polise destek vermekte olan Claps’in suçluların davranış profilini inceleyerek olası şüphelileri tespit etmek gibi çetin bir görevi vardır. Ancak bu sefer ortadaki cinayet hiç de basit değildir. Karşısında acımasız, kararlı, unutulmak istemeyen ve şehrin korkulu rüyası olmayı amaçlayan bir seri katil vardır. Çözüm hep avuç içinde gibidir ama bir türlü ulaşılamamaktadır, aşılan her bir basamak katilin ininin derinliklerine dalmaktan başka bir işe yaramaz.

Mario Mazzanti ilk kitabını en lezzetli malzemeleri karıştırarak hazırlamış: Satranç, edebiyat, sinema, opera ve asıl mesleği olan cerrahlık.
-Paperblog-

Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı ve gerçeğin insanın en karanlık hırslarında gizlendiği nefeslerinizi kesecek bir gerilim romanı.
-La Feltrinelli-

pdf, epub, mobi,

WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com
Exit mobile version