Bukowski, 60’lar ve 70’lerin başında kendi gibi teksir makinesi kullanan şairleri tanımlamak için “Meat şairleri” diye bir terim uydurdu Meat şairleri için hiçbir şey kutsal
Tag: Charles Bukowski
Charles Bukowski – Suda Yan Ateşte Boğul
“hiçbir şeyin önemi yok bir yatakta debelenmekten başka ucuz hayaller ve bir birayla yapraklar ölürken ve atlar ölürken ve ev sahipleri koridorlarda dikmiş gözlerini bakarken;
Charles Bukowski – Sıradan Delilik Öyküleri
kuma oturup suya bakardı, herşeye zor inanılırdı suya bakınca, Çin diye bir ülke olduğuna ya da ABD’ye ve Vietnam’a, bir zamanlar çocuk olduğuna, hayır, buna
Charles Bukowski – Pulp
Charles Bukowski’nin ölümünden önce yayımlanan son romanı. Gerçek bir “Pulp Fiction”. Kendi halinde bir dedektifin “Kırmızı Kırlangıç”ın peşine düşmesinin öyküsü. Dedektifimiz “Kırmızı Kırlangıç”ı ararken hayatla
Charles Bukowski – Postane
Yine akşamdan kalmaydım ve sıcak dayanılır gibi değildi -kırk derecelik bir hafta. Her gece içmeye devam ediyor, sabahları Taş ve her şeyin olanaksızlığıyla yüzleşmek zorunda
Charles Bukowski – Pis Moruğun Notları
Charles Bukowski’nin ölümünden sonra bulunmuş, daha önce hiç kitaplaşmamış öyküleri ilk kez Türkçe’de. Harry bara girip oturdu. “Sulu skoç,” dedi barmene. Harry’nin barlara dair bazı
Charles Bukowski – Kasabanın En Güzel Kızı
“Sahile götürdüm onu o gün. Yaz henüz başlamamıştı, hafta sonuydu, tenhaydı sahil. Harikuladeydi. Berduşlar paçavraları ile kuma uzanmışlardı. Bazıları taş banklara oturmuş şişeyi paylaşıyorlardı. Martılar
Charles Bukowski – Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi
Kimseyle yarışmıyorum ve ölümsüzlüğe dair düşüncelerim yok. Umurumda bile değil. Hayatta iken devinmek önemli olan. Gün ışığında kapılar açılır ve atlar ışığın içine fırlar ve
Charles Bukowski – Kadınlar
Kadınlar, Bukowski’nin en çok okunan, üzerinde en çok konuşulan, tartışılan romanı. Hayatında önemli yer etmiş, aşık olduğu, peşlerinden koştuğu, birlikte yaşadığı kadınları anlattığı romanı. Kadınlar,
Charles Bukowski – Hollywood
“Odanın kapısı açıldı ve Jack Bledsoe yalpalayarak içeri girdi. Tanrım, genç Chinaski’ydi bu! Bendim! İçinde ince bir sızı duydum. Gençlik, orospu çocuğu, nerdesin? O genç
Charles Bukowski – Factotum
Zengin olmayı düşleyen yoksul ve despot bir babanın cehenneme çevirdiği ergenlik döneminden sonra iki yıl Los Angeles Üniversitesi’nde gazetecilik bölümüne devam eden Charles Bukowski (Henry
Charles Bukowski – Ekmek Arası
“İlgi duymuyordum. Hiçbir şeye ilgi duymuyordum. Nasıl kaçabileceğime dair hiç fikrim yoktu. Diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. Bende
Charles Bukowski – Büyük Zen Düğünü
“Arka koltuktaydım, Romanya ekmeği, ciğer ezmesi, bira ve meşrubatların arasına sıkışmış; on yıl önce ölen babamın cenazesinden bu yana ilk kez bağladığım yeşil kravatımla. Şimdi